ZARARLI BÖCEK ve MANTARLARA KARŞI ALINACAK TEDBİRLER
1.Koruyucu Mücadele:
Bu mücadele zararlıların gelişini veya etkinliğini önleyici bütün
kültürel tedbirleri içerir. Kültürel tedbirler yerine getirilirken entomolojik
ve fitopatolojik açıdan en fazla dikkate alınması gereken hususlar aşağıda
özetlenmiştir:
1.1. Yer Seçimi:
Don çukurlarına kavaklık veya fidanlık kurmaktan kaçınılmalıdır.Çünkü
don sebebiyle oluşan yaralar fizyolojik zayıflığa neden oldukları gibi
zararlı böcek ve mantarlar için giriş yeri oluştururlar. Özellikle rüzgar
etkisinin çok olduğu yerlerde ve uzun süre ıslak kalan sahalarda
kavaklık tesis edilmemelidir.
1.2. Klon Seçimi:
Kavak için ne kadar uygun bir yer olursa olsun şayet klon isabetle
seçilmemişse zararlıların tasallutlarını engellemek mümkün olamaz. Sonuçta
kavak fizyolojik zafiyete girer.
-
Geç donların olduğu yerlerde tomurcukları erken uyanan klonlar kullanılmamalıdır.
Böyle yerlerde diğer şartlar elveriyorsa örneğin I-45/5l klonu tercih
edilmelidir.
-
Erken donların olduğu yörelerde yeni sürgünlerin odunlaşması geç
olan klonları seçmemelidir. Böyle yerlerde P.deltoides klonlarından kaçınılmalıdır.
Diğer taraftan erken donların olduğu yerlerde pas mantarına mukavemeti
belirlenmiş klonlar kullanılmalıdır.
-
Tuzluluk problemi olan yerlerde tuzluluğa dayanıklı klonlar kullanılmalıdır.
-
Kavaklıkların tesis edildiği bölgede her zaman etkin olan mantar
hastalıkları belirlenerek bunlara mukavemeti bilinen klonlar seçilmelidir.
Çünkü, yaprak zararlısı olan pas mantarları gibi bazı mantarlar fizyolojik
zayıflığa neden olarak zararlı böcekler için uygun şartlar yaratırlar.
-
Rüzgar tehlikesi çok olan yerlerde ehrami tepeli ve küçük yapraklı
klonlara yönelmelidir.
-
Kavaklık kurulacak yerde sanayi tesislerinden dolayı hava kirliliği
var ise, zararı yaratan gaza mukavim olduğu bilinen klonlar kullanılmalıdır.
1.3. Arazi Hazırlığı:
Kavaklık tesis olunacak sahada toprak şartlarına uygun arazi hazırlığı
yapılmadığı takdirde kavaklar yeterli kök gelişmesi yapamadığından özellikle
gerekli su alımında zorlanırlar ve aşağıdaki şartların dikkate alınmaması
durumunda ağaçlandırmalarda kesinlikle M. picta pall. tasallutu
görülür.
-
Kavaklık tesis edilecek sahada tam saha toprak işlemesi yapılmalıdır.
Pulluk tabanı oluşmuş ise, toprak işlemeleri bu tabanı yırtacak şekilde
ve derin olarak uygulanmalıdır. Aksi takdirde kökler gelişme imkanı bulamazlar.
-
Vejetasyon devresi içinde uzun süre su altında kalan ve taban suyu
seviyesinin yüzeye çok yakın olduğu yerlerde drenaj kanalları açılmalıdır.
Zira kavak durgun suya dayanamaz, susuzluğa eşdeğer bir durum ortaya çıkar.
-
Kesilmiş bir kavaklığın yerine yeniden ağaçlandırma yapılacak ise
zararlı toprak mantarlarının tasallutuna mani olmak için arazideki köklerin
çıkarılmasının şart olduğu, hatta kök mantarları önceden çok etkin oldu
ise araziyi 3-5 sene boş bıraktıktan sonra dikim yapılması gerektiği unutulmamalıdır.
1.4. Kullanılacak Fidanların özellikleri:
Normal şartlarda en iyi köklenmeyi sağlıklı fidanlar yapacaktır.
Bu sebepten yeterli çap gelişmesi yapmış, hastalıksız, böcek tasallutlarına
uğramamış fidanlar kullanılmalıdır.
Dikilecek fidan yeterli şekilde budanmış olmalıdır. Aksi takdirde sürgün
sayısına bağlı olarak yaprak sayısı artar yaprakların harcadığı suyu yeterli
gelişmeyi henüz yapamamış kökler karşılayamayacağı için fidan dikim krizini
atlatamaz ve kesinlikle M. picta tasallutuna uğrar.
1.5. Dikim Zamanı:
Tomurcuklar uyanmadan dikim yapılmalıdır. Aksi durumda fidan yeterli
kök gelişmesi yapamadan yapraklanma olur, yaprakların harcadığı suyu köklerinden
temin edemeyen fidan dikim krizini atlatmada zorlanır.
1.6. Dikim Çukurunun Derinliği:
Dikim çukuru derinliği ile ksilofaj böcek tasallutları arasında yakın
bir ilişki vardır:
-
Kök ile gövde büyüklüğü arasında denge olmaz ise M. picta tasallutu
kaçınılmazdır. Dikim çukurunun derinliği ile fidanın boyu arasında yeterli
oran olmalıdır. Diğer bir ifade ile dikilecek fidan boyu arttıkça dikim
çukuru derinliği artmalıdır.
-
Kurak devrede taban suyu seviyesini belirleyip toprağın özelliklerine
göre kapilarite ile suyun yükselebileceği seviyeyi dikkate alarak dikim
çukuru derinliği belirlenmelidir
-
Dikim çukurları açılırken toprağın altında ne olduğu bilinmelidir.
Şayet yüzeyden itibaren belli bir derinlikte bir çakıl tabakası veya geçirgen
olmayan bir tabaka var ise ve taban suyu seviyesi bu tabakanın altında
kalıyorsa kapilerite ile yükselen su bu tabakayı aşamaz.
-
Rüzgar zararlılarının çok görüldüğü yerlerde mantıken dikim çukuru
derinliği mümkün olduğu kadar arttırılmalıdır.
-
Don zararlılarının çok görüldüğü yerlerde derin dikim yapılmalıdır.
1.7. Dikim Hataları:
-
Dikim yapılırken yurdumuzda en çok görülen hata fidan dibine toprak
yığılmasıdır.Bu yığın içinde kökler oluşur ve kurak devrede yığınla birlikte
içindeki kökler de kurur. Kök - gövde dengesi bozulduğundan fidan krize
girer.
-
Dikim yapılırken fidan dibine konulan toprak iyi sıkıştırılmaz ise
fidan rüzgar ile sallanır ve özellikle ağır topraklarda dipte boşluk oluşur,
kökler kopar. Su açığı olur ve M. picta gibi Buprestidae’lerin tasallutları
görülür.
1.8. Dikim Çukurunun Genişliği:
Dikim çukurunun geniş açılması fidan için büyük avantaj sağlar. Dikilen
fidan işlenmiş bir toprakta kök geliştirme imkanı bulur ve dikim krizini
kolay atlatır. Bu sebeple toprak ağırlaştıkça çukurun çapı arttırılmalıdır.
1.9. Dikim Çukurunun Çeperi:
Rutubetli ve kil oranı yüksek topraklarda, burgu ile dikim çukuru açıldığında
sert ve parlak bir çeper oluşur. Oluşan kökler bu çeperi aşamaz ve genişleyemez.
Köklerin bu kısıtlı gelişimi fidanı krize sokar ve zayıf düşmesine sebep
olur. Bu sebeple bu çeper dikimden önce bir bel küreği v.s. ile birkaç
yerinden yırtılmalıdır.
1.10. Sulamalar:
-
Sulamalar zamanında yapılmalıdır. Verilen su kavağın kök alanının
en dibine kadar ulaşacak miktarda olmalıdır. Yeterli suyu alamayan kavakta
M.
picta, çok aşırı susuzluk durumunda Agrilus sp. tasallutları kaçınılmaz
olmaktadır.
-
Killi topraklarda bol su kullanarak fakat , seyrek sulama yapılmalıdır.
Zira böyle topraklarda suyun kök alanına tamamen işlemesi için zaman gerekir.
Durum böyle olduğu halde sulamalar az su kullanarak seyrek yapılırsa M.
picta tasallutu görülür.Sık sık sulama yapılırsa yüzeyden itibaren
belirli bir tabaka devamlı olarak su ile doygun kalır ve gövdenin bu tabaka
içinde kalan kısmı havasız kalarak çürür. Bu durumda ise son derece tehlikeli
Agrilus sp. tasallutları görülür.
-
Kumlu veya çakıl ve taş oranının yüksekliği sebebiyle çok geçirgen
olan topraklarda sulamalar az su ile fakat sık sık yapılmalıdır.
-
Taban suyunun yüzeye çok yakın olduğu yer ve zamanlarda sulama yapılmamalıdır.
Sulamalar sonucu taban suyu seviyesi daha da yukarı çıkar ve kökler son
derece yetersiz bir sahada gelişme zorunda kalacağından kriz başlar.
-
Kavaklıkların kirli sular (örneğin kanalizasyon) veya tuz oranı belli
bir dereceyi aşan sular ile sulanması son derece tehlikelidir. Özellikle
deterjan artıkları kökleri öldürür ve ağaçları ölüme götürür.
1.11. Toprak İşlemeleri:
-
Kavaklıkların tesisinden sonra her yıl uygun zamanlarda sürüm yaparak
toprak işlenirse (bunu yaparken ağaçları yaralamaktan kaçınılmalıdır) oluşan
köklerin derine gitmesi tahrik edilir ve kök gelişmesi daha iyi olur. Fakat
bu toprak işlemelerinin kuruluşu takip eden yıllarda hiç yapmayıp sonradan
yapılması durumunda yüzeye yakın kökler tahrip olacağından kök -gövde dengesi
aniden bozulur ve ağaç krize girer. Krizin şiddeti az ise M. picta
çok ise Agrilus tasallutu görülür.
-
Yeni ağaçlandırma sahalarında sulama imkanı yok ise alınabilecek
en güzel tedbir kurak devrede yüzeysel toprak işlemeleri yapmaktır.Bu şekilde
M. picta tasallutlarını toprak ve iklim şartlarına da bağlı olarak belirli
şekilde önlemek mümkündür.
1.12. Gübreleme:
Bu konuda en büyük yanlışlık azotlu gübrelerin fazla kullanılmasında
yapılmaktadır. Fazla azot, odun dokusunu poroz yaparak, ksilofaj böceklere
direnci azalttığı gibi odunlaşma sürecini uzatmakta ve don zararlarının
artmasına sebep olmaktadır.Bu nedenle M. picta ; Agrilus sp. ve
C.
lapathi gibi ksilofaj böceklerin etkin olduğu yerlerde azotlu gübre
kullanımına kesinlikle son verilmelidir.
1.13. Monokültür:
Bilindiği üzere monokültür zararlıların lehinedir. Geniş sahalarda
kavaklıklar kurarken, toprak ve iklim şartlarına bağlı olarak birden fazla
klon kullanmak, bant ve alan halinde karışıklık yaratır ki, zararlılardan
korunmada son derece olumlu sonuç verir.
1.14. Budama:
Budamada yapılan hatalar böcek, mantar, bakteri tasallutları bakımından
çok önemlidir. Budamalar ya hiç yapılmamakta ya da ağacı fizyolojik zayıflığa
uğratacak şekilde şiddetli uygulanmaktadır.İkinci durumda böcek zararları
kendini göstermektedir. Bu sebeple budamalar yapılırken budamanın şiddeti
ve zamanı açısından aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır.
-
Budamaların zamanı o yörede etkin olan (veya olabilecek ) zararlının
biyolojisine uygun zamanda yapılmalıdır.
-
Budamalar gereğinden fazla yapılmamalıdır.
1.15.Ot Öldürücü İlaçların Yanlış Kullanımı:
Fidanlık ve ağaçlandırmalarda bazen ara tarım nedeniyle herbisit kullanılmaktadır.
Fakat istenmeyen bitkiyi öldüren bir herbisit’in kavağın köklerini de öldürmesini
önlemek için rasgele herbisit kullanılmamalıdır.
1.16. Ara Tarım:
Kullanılacak ara tarım bitkisinin özellikle sulama ve toprak işleme
açısından istekleri kavağınkiler ile uyum sağlamalıdır.
2. Doğrudan Mücadele:
Zararlının etkin olması halinde(Bir zararlının varlığı değil etkin
oluşu önemlidir.)uygulanan mücadeledir. Fakat herhangi bir tasallut görüldüğünde
düşünülecek ilk şey ilaç kullanma olmamalıdır. Zira bazı kültürel tedbirler
alınmaz ise ilaç kullanmanın da yararı yoktur. Bu tür mücadeleye en basit
tedbirin ne olduğunu düşünmekle başlamalı, ilaç kullanımı en son çare olmalıdır.
Bu anlayışa öncelik verilmede aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır:
2.1. Mekanik Mücadele:
-
Kavaklık ve fidanlıklar sık sık gezilerek uğradığı tasallut sebebiyle
düzelemez duruma gelmiş ağaç veya fidanlar yakılarak imha edilmelidir.
-
Tasallutun yoğunluğu imkan veriyor ise, tasalluta uğramış organlar
el ile toplanarak veya kesilip alınarak mekanik mücadele yapılmalıdır.
Mesela Bystiscus populi L. mücadelesinde içinde böceğin kurdu olan
sigarları el ile toplama imkanı vardır.
2.2. Kültürel Mücadele:
Kültürel mücadelede iki esaslı silah vardır; Birisi toprak işlemeleri
diğeri ise sulamalardır:
-
Larva safhasında biyolojik devrinin bir kısmını toprakta geçiren
zararlılara karşı toprak işlemeleri ile son derece olumlu sonuçlar almak
mümkündür. Mesela Melolontha melolontha L., Capnodis miliaris
Klug ve Aegeria apiformis kurtları toprakta bulunur. Bunların
kurtları açık hava şartlarına dayanamazlar. Bu sebeple sürüm yaparak bunlara
karşı mücadele etmek mümkündür. Diğer tarafta toprak işlemeleri ile bazı
böceklere barınak görevi gören bitkiler ile bazı zararlı mantarlara ara
konukçu olan bitkiler de ortadan kalkar. Toprak işlemeleri havalanmayı
artırarak köklerin çürüklük yapan mantarlara direncini sağlar. Bunun yanı
sıra Dothichiza populea ve Cytospora chrysosperma gibi zafiyet
mantarlarının etkisini, fidanın gelişimini artırarak büyük ölçüde azaltır.
-
Toprak işlemeleri ile mantar tasallutuna uğramış( Örneğin pas
mantarları) yaprakları toprağa karıştırarak bulaşmayı çok büyük ölçüde
engellemek mümkündür.
-
Ağaç köklerinin kemirgenler tarafından tahribi köklerin su ve besin
alımını olumsuz etkiler ve ağaçları krize sokar. Bu durumda kemirgenleri
rahatsız edici toprak işlemeleri yapmalı veya onlara karşı tiksindirici
kimyasal mamuller kullanmalıdır. Durum bu iken ağaç gövdelerine, kabukta
yanmaya sebep olan mineral yağ gibi zararlı maddeler sürerek krize sokmamalıdır.
-
Sulamalar hem bazı zararlı böceklerin topraktaki kurtların, hem de
başta Buprestidae’ler (özellikle M.picta) olmak üzere ksilofaj böceklerin
dolaylı olarak kurtlarını öldürmek için kullanılabilir ve bazen son derece
iyi sonuçlar verir. Kavaklarda M. picta tasallutu olduğundan ilk
ve etkili tedbir sulamadır. Capnodis miliaris Klug. erginleri görüldüğünde
sulama yapılırsa ve toprak rutubeti % 80 civarında tutulursa, yumurtadan
çıkan kurt köke ulaşamaz ve açlıktan ölür. Gypsonoma aceriana’nın
fidanlıklarda ilkbaharda görülen ilk generasyonunda, yapılan sulamalar
ile sürgün içindeki kurtları, büyüme enerjisi ile başka bir tedbir almadan
tamamen öldürmek mümkündür.
2.3. İlaçlı Mücadele:
İlaçlamalarda yapılan hatalar hem beklenen neticelerin alınmasını önlemekte
hem de ilaç kullanımını arttırmaktadır. Bu sebeple bu tür mücadelede aşağıda
belirtilen hususlara dikkat etmelidir.
-
Bir zararlı ortaya çıktığında hemen ilaç kullanımına girişildiği
uygulamada çok sık rastlanılan bir durumdur. İlaçlamada amaç, zararlıyı
ekonomik zarar sınırı altında tutmak olmalıdır. Bu sınır ise ağacın tabi
tutulduğu kültürel çalışmalar, yaş, ekolojik şartlar ve hatta ağacın değerlendirilmesi
şekline göre değişimler gösterir. Bu sınıra hangi şartlarda ne zaman varıldığını
tespit ise bilgi ve deneyim ister, uzman gözüyle incelemeyi gerektirir.
Bu tür mücadeleye karar vermede esas unsur; böceğin mevcut olması değil,
ekonomik zarar yapıcı düzeyde bulunması ya da bu düzeye ulaşabilmesi durumudur.Yani
ilaç zararlı var diye değil, etkin zarar yaptığında kullanılmalıdır. Normal
gelişmesini yapmış iki yaşından büyük bir kavak ağacının tacının, ilkbaharda
bir böcek tarafından %50 sinin ortadan kaldırılmasıyla artım kaybının sıfır
olduğu araştırmalar sonucu ortaya konulmuştur.
-
Herhangi bir zararlı böceğe karşı ilaçlardan birinin rasgele
seçimi çok yanlıştır. Bir zararlının hangi biyolojik devresinde hangi ilacın
yeterli düzeyde etkin olduğu araştırmalarla ortaya konmaktadır.
-
Uygulayıcı önerilen ilaçlar içinden seçim yaparken özellikle şu konuları
dikkate almalıdır: Zararlı böceğin belli bir biyolojik devresinde kullanılması
önerilen bir ilacın her yerde aynı sonucu vermesi mümkün olmayabilir. Zira
ilaçların etkinliğini sınırlayan ya da arttıran sıcaklık ve nemlilik koşulları
vardır. Bu koşullardan uzaklaştıkça ilacın etkisi azalır ve hatta ağaçta
tahribata neden olabilir. Bu nedenle ilaç seçerken özellikle kullanılacak
yerdeki iklim koşulları ilacın aktif maddesinin gerektirdiği koşullarla
mutlaka mukayese edilmelidir.
a-Kullanılacak ilaç ‘selektif’ olmalı; yani sadece mücadelesini düşündüğümüz
zararlı sınıfına etki etmeli, böylece yararlı böceklere zarar verilmemelidir.
b-Seçilen ilaç, ağacın fenolojik devresine bağlı olarak zarar yapmamalıdır.
c- Etki süresi uzun olan ilaçlar; ancak çok gerektiği durumlarda kullanılmalıdır.
Zira bu tür ilaçlar, ilaçlama sonrası göç ederek gelen yararlı böcekleri
de büyük ölçüde öldürmektedirler.
d- Önerilen ilaçlardan, insan ve diğer sıcak kanlılar için zehir etkisi
az olanlar tercih edilmelidir. Bunun için LD 50 değerleri küçük olanları
kullanmaktan mümkün olduğunca kaçınmalıdır.
e- Önerilen ilaçlardan ucuz olanları tercih edilmeli, bu arada aynı
ilacın aynı yerde ve aynı zararlıya karşı yıllarca kullanımı ile o ilaç
aktif maddesine dayanıklı böcek neslinin oluşumuna engel olmak için, yukarıdaki
esasları dikkate almak kaydıyla, devamlı olarak aynı ilacı kullanmaktan
kaçınmalıdır.
-
İlaçlama aletinin seçiminde ilacın formülasyonundan başka; hava durumu,
zararlının ağaç üzerinde bulunduğu yerler ve hayat devresi, ağaçlar arası
mesafe, arazi durumu ile ilaçlamanın bitirilmesi gerekli devre gibi konular
dikkate alınmalıdır. Bu konularda yapılacak yanlışlıklar ilacın etkisini
çok azaltır. Örneğin henüz kabuk , ya da kabuk altı dokularda iken kavaklarda;
C.
lapathi, M. picta gibi böceklerin kurtlarına karşı sıvı ilacın fırça
ile gövdeye uygulanması, ilacın kabuğa iyi işlemesini sağladığından, pulverizasyona
göre çok daha iyi sonuç vermektedir.
-
İlaçlama aletleri her kullanımdan sonra bütün aksamı ile yıkanıp
temizlenmelidir. Bu temizlik başka bir türlü ilaç kullanılacak ise, daha
büyük titizlikle yapılmalıdır. Özellikle alet önceden ot ilacı atmada
kullanılmış ise temizlikten sonra aletin deposu amonyaklı su ile doldurulup
24 saat bekletilmelidir.
-
Su ile karıştırılarak kullanılan ilaçlarda karışımın dikkatle hazırlanması
gerekir. Oysaki uygulamada bu konuda çok büyük yanlışlıklar yapılmaktadır.
Herhangi bir böceğe karşı; bir sıvı ilaç kullanımı ortaya çıkmış ve sonuçta
bir karışım hazırlanması gerekmiş ise şu hususlar hiçbir zaman unutulmamalıdır.
a)Temiz su kullanılmalıdır.
b)Tavsiye edilen konsantrasyona mutlaka uyulmalıdır.Az kullanılırsa
kesinlikle sonuç alınamaz. Daha yüksek konsantrasyonlarda kullanıldığında
ise her şeyden önce ekonomik açıdan zarara uğranılır. Yüksek konsantrasyon
kullanımının yararı olmadığı gibi, bazı durumlarda bitkide yanma ve benzeri
şekilde görülen zararlara da sebep olunabilir. Öte yandan önerilenin üzerinde
konsantrasyon yararlı böceklerin daha çok sayıda ölmesine ve bu yolla doğal
dengenin zararlılar lehine bozulmasına neden olur.
c)Konsantrasyonu sağlamada esas olan tavsiye edilen ilacın içerdiği
aktif madde yüzdesidir. Bu nedenle ilacın ticari adına dayanarak karışım
hazırlamak çok büyük yanlışlıklar oluşturmaktadır. İlaç karışımı hazırlamadan
önce ilacın ticari ismi değil, aktif maddenin konsantrasyonunun ne olduğu
bilinmelidir.
d)Karışım hazırlanırken boş depoya önerilen miktarda ilaç konulup sonra
su eklemekten kesinlikle kaçınılmalıdır. Kullanılacak ilaç ayrı bir kapta
bir miktar su ile karıştırılıp hazırlandıktan sonra, üzerine konsantrasyona
uyacak şekilde su eklenmelidir.
e)Hazırlanan ilaç karışımı hemen kullanılmalıdır. Zira en iyi ilaç
bile zamanla çöker ve homojen duruma gelmesi zorlaşır. Üstelik kullanılan
suyun pH’ı yüksek ise, hazırlanan karışım bozulur ve ilacın etkinliği yok
olabilir.
-
Uygulamada sık görülen yanlışlardan birisi de ; ilaçların rasgele
karıştırılmasıdır. Her şeyden önce 2 ilacı birbirine karıştırma gereği
olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu genelde aynı zararlının çeşitli devredeki
fertlerini öldürmek ya da iki ayrı zararlıya karşı aynı zamanda mücadele
etmek için yapılan bir işlemdir.
Bir zararlı böceğe karşı ilaçlama zamanını tespit iki yönde ele alınmalıdır.
a) Zararlının biyolojisine bağlı olarak zamanlama: Zararlının ağaç
üzerinde ilacın ulaşabildiği yerde ve uygun biyolojik devrede olduğu zamanı
kapsar. Çeşitli etkenler altında bu dönem her yıl aynı zamana rastlamaz
ve her yöreye göre de değişim gösterir. İlaçlama devresi için “Mart sonu”
ya da “Nisan başı” gibi belirli bir tarih değil ; zararlının uygun biyolojik
devreye gelip gelmediği esas alınmalıdır. Örneğin Marmara yöresinde C:
lapathi’ ye karşı ancak tomurcukların patlaması ile nisan ayı ortası
arasında ilaç kullanmak mümkündür. Bu devreyi örneğin; Erzurum şartları
için geçerli saymak mümkün değildir.
b)İlacın kimyasal yapısına göre belirlenen ikinci bir zamanlama daha
vardır. Bu konuda çok çarpıcı bir örneği C. lapathi’ye karşı yapılan
bir ilaçlamadan verebiliriz. Parathion ve Diazinon esaslı 2 ilaçla bu zararlının
kurtlarına karşı yapılan ilaçlama denemesinde , aynı hava sıcaklığında
ve aynı konsantrasyonda nispi hava rutubeti arttıkça kurtların ölüm yüzdesi
de artmıştır. Bu artış alçak konsantrasyonda daha belirgin olmuştur. 100
litre suya l00 gram Parathion ilavesiyle hazırlanan konsantrasyondaki ilaç
mahlül % 50 nisbi hava rutubetinde kullanıldığında ölüm yüzdesi % 35, %
85 nispi hava rutubetinde % 70 olmuştur. Konsantrasyonda aktif madde yüzdesi
l50 gram olduğunda ise ölüm yüzdesi oranları % 50 nisbi rutubette % 67,
% 85 nisbi rutubette ise % 80 bulunmuştur. Görüldüğü gibi ilacın kullanımı
sırasında nisbi hava rutubeti son derece önemli rol oynamıştır. Bu durum
ilacın özelliğine göre ilaçlama yapılırken hava hallerinin ne kadar önemli
olduğunu ortaya koymaktadır.
KAVAKÇILIK